MAHİR KILIÇOĞLU mahirkilicoglu@hotmail.com

BALLI BÖREKLİ YURTDIŞI GÖREV

01 Mart 2019 Cuma 06:00

“Sayın KILIÇOĞLU,

 e-postanızda belirttiğiniz hususlar Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonunun bilgisi dahilindedir. Uygun görülen düzenlemelerin yapılması planlanmaktadır.”

Bu posta bana 25 Temmuz 2012’de gelmiş. “Türkiye’nin Yurtdışında Çalışan Öğretmenleri ve Sorunları” başlığı ile kaleme alıp çeşitli platformlara gönderdiğim yazının bir kopyasını da BİMER'e göndermiştim.

Adı geçen yazıyı gönderdikten sonra bana gelen cevabı, yazı karakterini bile değiştirmeden buraya ekledim. Yıl 2012. Uygun düzenlemelerin yapılması planlanmaktadır denilen şeyler, yurtdışı öğretmenlerinin çalışma şartlarıyla ilgili düzenlemeler.

Doğrusu Bakanlığımızın, “uygun görülen düzenlemelerin yapılması planlanmaktadır” diye bize bildirdikleri şeyleri ilerleyen süreç içinde; “yakın zamanlarda” hiç yapmayacaklarını yüzümüze açıkça söylemişlerdi.

Bunun yanında Bakanlığımızın, mobingle meşhur üst düzey bürokratlarından biri açıkça, yazdığımız yazıdan dolayı bizleri tehdit etti; “Biz sizi görevlendirmeyi bildiğimiz gibi Türkiye’ye çekmeyi de biliriz, ayağınızı denk alın” demişti. Çünkü yazılan “Türkiye’nin Yurtdışında Çalışan Öğretmenleri ve Sorunları” başlıklı yazı, o günün şartlarında belli başlı pek çok sitede yayınlanmıştı. Belli ki saygıdeğer bürokratımız buna çok kızmıştı.

Beni en çok şaşırtan; "657 sayılı kanunda olan ama yurtdışında olduğumuz için verilmeyen haklarımız var" dediğimizde bir başka bürokratın, “657 yurtdışında geçmez” demesi oldu. Geçmez dediği, izin, sağlık ve yolluk gibi çeşitli haklar konusundaki taleplerimiz. Halbuki aynı 657’ye göre öğretmenleri yargılamaktan çekinen yok.

Bizim de gocunduğumuz yok ama sormak lazım, 657, bürokratın keyfine ve şahsı görüşüne uygulanır veya uygulanmaz olabilir mi? Ya da bakanlar kurulunun bir kararı meclisin kararının üstüne çıkabilir mi?

Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları adı verilen Bakanlar Kurulu Kararında, öğretmenlerin mazeret izinleri 40 günlük yıllık ve mazeret izinlerinin içinde sayılmıştır ve bu açıkça 657’ye aykırıdır. Öğretmenlere kanuna göre kullandıkları mazeretleri sınırlama, 40 günlük mazeret ve yıllık izinden kesme veya tamamen onların ücretlerini kesme yoluyla oluyor. (Bkz. 2003/5753 sayılı karar madde 12. madde son paragraf)

Doğumdan dolayı 112 gün izin hakkı bulunan bir öğretmen söz konusu bakanlar kurulu kararına göre yurtdışı maaşını sadece 40 gün tam alabiliyor. Onun haricinde verilen ücrette kesinti yapılması gerekiyor. 657 sayılı kanunu uygularlarsa hiçbir kesinti yapılmaması gerek. Burada insanın aklına şu soru geliyor: "yasalar, yurtdışı göreve giden doğum yapamaz diyor da biz mi bilmiyoruz?"

Yurtdışı aylığı, bizim temel maaşımız olarak görülmediği için, onun üzerinden bürokratlar her türlü inisiyatifi kullanabiliyor. Baştan itibaren sakat kurgulanmış bir sistemin mağduru olan öğretmenlerin şikayetlerini bastırmak için onları tehdit yolunu bile kullanan bürokratlar gördük ya, bir şey demiyorum, susuyorum.

Yetkililerin artık gerçekçi bir şeyler yapmasını bekliyoruz. Yurtdışı göreve gönderilen öğretmenler (biz öğretmenlerle görüşüyoruz, imamları ve diğer memurları bilmiyoruz) devletin ballı börekli memurları olarak görülüyor ama öyle değil.

Her ülkenin şartları farklı, bizlere giderken yanınızda 30 bin, 40 bin tl götürün diye önerilerde bulunuyor amirlerimiz. Her Ocak ayında maaşlarımız verilmez, bazen bir aydan fazla gecikir, sadece tedbir alın denir. Bunlar için teşekkür ediyoruz. Ancak aynı mevzuata göre aylıklar her ayın birinde ödenmesi gerekirken, her yerde farklı tarihlerde verilir. İzinler konusunda oldukça katı olan amirlerimiz, geciken, bazen bir ay ya da daha fazla yatmayan maaşlarımız konusunda ilgili mevzuatı neden çiğnetiyorlar doğrusu merak ediyorum.

Özellikle ailelerimizi, içine düştüğümüz gaileye götürün diyenler var. Bekar gidenlerle, evli ve 4 çocuklu gidene aynı ücreti verdiğiniz müddetçe evli gitmek aileler için ciddi külfet oluyor. Hükümetimiz, Ankara’dan 80 km ötedeki Polatlı’ya giden memuruna yolluk veriyor, Ankara’dan Bakü’ye, Lefkoşa’ya, Berlin’e görevli gidene yolluk vermiyor. Bu nedenle ailesiyle yurtdışı göreve gidenlerin yurtdışı maaşlarına eş yardımı, çocuk yardımı ve yolluk giderleri yansıtılmalıdır. Çünkü yurtdışında aile fertlerinin her biri için çeşitli ekstra (sağlık, eğitim, oturum, ulaşım, vize vb.) giderler var. Onların bekar kişilerle aynı şartlarda görev yapması, bakanlığımız bürokratlarının “ailenizle gidin” tavsiyesini verirlerken duydukları hassasiyetle oldukça çelişiyor.

Bir sözümde sendikalara. Doğrusu artık işlerine gelen konulara eğildiklerine şüphemiz kalmadı. Çünkü Yurtdışında binlerce personel görev yapıyor, bunlardan her ay belirli miktarda sendikal aidat kesiliyor, bir kez bile sendika yetkililerinin mesela öğretmenler konusunda bir kelam ettiğini görmedim. Ne de olsa, bizleri ‘devletin ballı börekli memurlarıyız diye düşünüyorlar’ diyebilir miyiz bilmiyorum. Ama gerçek hiç de öyle değil. Pek çok ülkede öğretmenler ciddi sıkıntılar yaşıyor.

2012’den beri Türkiye’de pek çok şey değişti. Eski Türkiye’den bâki kalan her şey değişti. Artık hükümet sistemimiz bile çok farklı. Ancak eski Türkiye’nin yurtdışı göreve gönderdiği memurlarına layık gördüğü yurtdışı görev mevzuatının güncellenmesinin ya da tamamen yeni baştan ele alınmasının zamanı geldi de geçti bile.

SON EKLENEN HABERLER